Google

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Hadigari Cumhur

Hadigari Cumhur




İzlenesi bir film olmuştur inşallah memleketimin filmi en kısa zamanda izlerim artık. Filmin konusu:
Hadi Gari Cumhur
Hikayenin geçtiği Bodrum yöresinde tek geçim kaynağı olduğu için, zeytinlik ve portakal bahçelerini erkek çocuklarına, bataklık olduğu ve işe yaramadığı ve mal bölünmemesi içinde deniz kenarlarını kız çocuklarına devir ederlerdi.
Seksenli yıllardan sonra yörede patlayan turizm, kız çocukları ile evlenen damatların kaderini değiştirdi.
Haliyle kayınbiraderlerininde.!!!
İngiliz, İskandinav ve Alman turizm acentaları ile anlaşan damatlar, işe yaramaz diye bırakılan eşlerine ait denize sıfır arazileri Beş yıldızlı otellerle donattılar.
Kayınbiraderlerin tek varlığı narenciye bahçeleri ve bahçe içindeki evden bozma pansiyondur.
Küçük pansiyonları yörenin dokusu itibari ile çok otantik bulunmakta ve yeterli kazanç getirmekte olduğu halde kayınbiraderlerin gözü hep abla ve eniştelerinin otellerindedir. Kayınbiraderler kanunen ortak oldukları arazi üstüne yapılmış oteli ele geçirmek için olmadık yollara baş vururlar.
Kahramanımız Cumhur, ablasına bırakılan araziyi eline geçirmeyi namus davasından farksız görmektedir.
Bodrum un en işlek caddesinde, babadan kalma küçücük dükkanında, gene babadan kalma berberlik mesleği ile uğraşmaktadır. Bankalar bu işlek caddeki bu küçük dükkanı çok iyi fiyatla kiralayıp bankamatik yapmak isterler. Kuyumcular, döviz büroları, turizm şirketleri ofis ve dükkan olarak kiralamak isterler ve çok iyi tekliflerde bulunurlar.
Cumhur un derdi , bir otele ve otel içindeki turist kadınlara sahip olmaktır.
Bunun içinde küçücük dükkanının çok değerli olduğunu düşünür ve çok yüksek fiyata satmak ister. Çünkü dükkanını satarak alacağı arazi ile bir otel sahibi olacağına inanmaktadır.Almak istediği arazi ablasının ve eniştesinin arazsinin hemen yanındaki boş arazidir. Cumhurun planı şudur; Dükkanını satacak ve araziyi satın alıp üstüne otel yapıp eniştesi ve ablasına rakip olup, onların işini bozup belkide tekrardan malına sahip olacaktır.
Cumhur un evden bozma pansiyonunda kalan Nejat ruh hastasıdır. İstanbul da yaşadığı hergüne lanet eden Nejat ilk karısından ayrılmış ikinci eşi ile Bodrum a yerleşerek Bodrum da hediyelik eşya dükkanı açarak Bodrum da yaşamak ister. Mazeretide Büyük şehirlerde yaşamak artık ölümdür.
Yediği herşeyde hormon olduğundan, trafiğin çözülemiyecek safhaya geldiğinden, insanların yozlaşmasından devamlı şikayet etmekte, sahil kasabalarında yaşamın mükemmel olduğunu düşünmekte, küçük yerlerde hiçbir sorun olmadığını iddia etmektedir.
Paraya, kadına, kıza çok düşkün olan Cumhur ablası ve eniştesine huzursuzluk vermek için her türlü yolu dener. Eniştesi Ethem in otelinin su kuyusuna sabote etmekten, otelde kalan müşterileri otele yaptığı ani baskınlarla korkutmaya kadar her saçmalığı deneyerek kendini rahatlatmaktadır. Çünkü yapabileceği başka hiçbir şey yoktur.
Eniştesi ve ablası Bodrum un en saygın işletmecileridir. Başarılı ve düzenli hayatları sadece çalışmak ile geçer. Eniştesi ve ablasının bu düzenli hayatları ve maddi güçleri kahramanımız Cumhur un neredeyse hayat garantisidir. Eniştesi Ethem in belediyeden, askeriyeye kadar saygı görmesi Cumhur unda herkes tarafından idare edilmesi demektir. Yaşadığı yöredeki polis, maliye, zabıta Cumhur a, eniştesinin hatırı için resmen torpil geçer, kayırır. Bütün bunlardan habersiz ve inatçı Cumhur, düzensiz hayatına devamlı şahit ve ortak arar.
Entel bozması hippi Nejat, Cumhur a destek vererek enişte Ethem in adını ve tesisini asılsız uyuşturucu komplosuna alet eder. Basınıda araya sokarak ülke çapında duyulacak rezaleti planlar ve uygular. Gazete ve televizyonlarda demeçler veren hastalıklı Nejat ve ne yaptığını bilmeyen Cumhur kendilerince dere beyi diye adlandırdıkları eniştenin otelini sezonun tam başında mühürlettirirler. Onlara göre ortada haksızlık vardır. Enişte, hem Cumhur un ablasını kandırmış malına el koymuş hemde uyuşturucu işi yapmaktadır. Çıkardıkları rezalet ile popüler olan Nejat ve Cumhur zafer sarhoşluğu içinde dahada sapıtacaklardır. Cumhur bu popülerlik sayesinde İzmir den gelen dansöz Okşan aşık olacak karısını bile boşamak isteyecektir.

12 Mayıs 2009 Salı

Çinli bilginlerin mutluluk icin 5 önerisi

Çinli bilginlerin mutluluk icin KADINLARA 5 önerisi:
1- Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamandada iyi bir işi olan ERKEK bulman önemlidir
2- Esprili, nuktedan ve seni güldürmesini bilen bir ERKEK bulman önemlidir.
3- Kendisine güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir ERKEKbulman önemlidir.
4- Yatakta iyi olan ve seninle aşk yapmayı seven bir ERKEK bulman önemlidir.
5- Bu dört özelliği tek ERKEKTE bulamayacağın için varmış gibi davranman çok önemlidir.

Çinli bilginlerin mutluluk icin ERKEKLERE 5 önerisi:
1- Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamanda da iyi bir işi olan kadın bulman önemlidir.
2- Esprili, nuktedan ve seni güldürmesini bilen bir kadın bulman önemlidir.
3- Kendisine güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir kadın bulman önemlidir.
4- Yatakta iyi olan ve seninle aşk yapmayı seven bir kadın bulman önemlidir.
5- Bu dört kadinin birbirlerini tanımamaları çok önemlidir. :)))

7 Mart 2009 Cumartesi

Karaova - Mumcular


Memleketim Karaova, Mumculardan bir görünüm...

3 Mart 2009 Salı

Bir Gün Baksam ki Gelmişsin

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar. . .

Yavuz Bülent Bakiler

2 Mart 2009 Pazartesi

Yine Temel...:))))

Fadimenin Kedisi
Temel, Fadime'nin kedisinden nefret etmektedir. Birgün kararını verir ve Fadime evde yokken kediyi yakalayıp, arabasına koyar. 1-2 kilometre kadar ileride, bir köprünün yanına bırakıp evine döner. Kapıyı açıp eve döndüğünde bir de bakar ki, kedi sepetinde oturuyor. Ertesi gün, Fadime'nin evden çıkmasını bekleyip, kediyi yine arabaya atar. Bu kez 5-6 kilometre ötedeki bir kasabada, bir çöp konteynerinin içine bırakır. Eve döner, kapıyı açar, kedi yine baş köşeye kurulmuş, Temel'e kötü kötü bakıyor... Ertesi gün işi iyice inada bindirir, kediyi yakaldığı gibi 10-15 kilometre direksiyon sallar, bulduğu her tali yola girer, kedi yönünü kaybetsin diye çeşitli şaşırtmaca yollara girer, daireler çizer. Sonunda yaptığı işten iyice emin olunca, arabayı durdurur ve kediyi bırakır. Arabasına atlayıp, evinin yolunu tutar. Saatler sonra Temel, Fadime'ye telefon açar;
- Uy Fadime, kedi yaninda mi?
- Evde, niye soriysun da?
- O ib.....'yi ver telefona, Kayboldum

Kaynak e-mail Ö.Özbay

Temel'den kurtuluş yok!

Temel İtalya'da Fiat fabrikasında çalışan bir işçi... Dönemin Sovyet lideri Krusçev resmi bir ziyaret için İtalya'ya gelmiş. Programda Fiat tesisleri de var.
Fabrikanın tezgâhları arasında dolaşırken Temel'e rastlamış. Herkesin gözü önünde ''Vay Temel...'' diye sarılıp kucaklaşmış. Orada ayaküstü sohbet etmişler.
Tüm protokol bu dostluktan şaşkın... Konuk gittikten sonra patron Temel'i çağırıp, Krusçev'i nereden tanıdığını sormuş. Temel 'Hiiç' demiş. ''Ben eskiden komünisttim... 1 Mayıs kutlamaları için parti beni Moskova'ya göndermişti. Orada tanışmıştım.''
Olay unutulmuş.. Üç beş ay sonra bu kez Amerika başkanı Nixon gelmiş İtalya'ya. Yine aynı program ve fabrika ziyareti. Tezgahların arasında ''Vay Temel.Vay Nixon.'' muhabbeti... İyice meraklanan patron ziyaretten sonra Temel'i yine çağırtmış. Soru da cevap da aynı; ''Bir ara Amerika'ya göç etmeye kalkıştım. New York'ta başım polisle belaya girdi. Bu Nixon o zaman çiçeği burnunda bir avukattı. Beni o savunmuştu..''
Olay bu kadarla kalsa iyi. İki ay sonra Fransa başkanı De Gaulle ziyaretinde de aynı manzara yaşanınca Patron Agnelli derin bunalımlara girmiş. Kendisini tanıyan yok. Yanında çalışan Temel'in uluslararası çevresi var.
-De Gaulle'ü nereden tanıyorsun?
-Nazilere karşı Paris'te yeraltı savaşı yapıyorduk... Özel kuryesiydim.
-Sen herkesi tanır mısın?
-Evet, hemen hemen... Patron iyice hırslanmış.
-Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin.
Temel gülmüş. ''Tabii. Yakın arkadaşımdır.''
Çıldırma noktasına gelen Agnelli haykırmış :
-İspatla... İspatlayamazsan kovarım...
Temel : -Tamam, bu pazar ayininde Vatikan meydanında olun. Papa balkondan halkı takdis ederken ben yanında olacağım.
Patron pazar'ı iple çekmiş. Vatikan'da Papayı bekleyen kalabalığın arasına karışıp beklemeye başlamış. Bir süre sonra Papa balkona çıkmış. Yanında Temel... Kalabalığa bakıp, patronunu bulmaya çalışıyor. O sırada bir kargaşa olmuş. Biri bayılmış.
Temel bayılanın kendi patronu olduğunu görünce Papaya ''Bana müsaade' deyip meydana koşmuş. Agnelli yerde yatıyor. Bir iki kişi de ayıltmaya çalışıyor.
Temel çevresindekilere, ''Bu benim patronumdur; ne oldu?'' diye sorunca biri cevap vermiş : - Siz Papa ile balkona çıktığınızda bunun önünde iki Japon turist vardı. Japonlardan biri senin patronuna dönüp, 'Şu sağdaki bizim Temel, ama yanındaki kim?' diye sorunca seninki düşüp bayıldı.

Kaynak e-mail N.Kibar

Bu Saati Görmelisiniz....

İlginç bir saat, görmek için TIKLAYINIZ....

19 Şubat 2009 Perşembe

İtiraflar...:))) -2-

---erkek , 25 , Yurtdışı
Bana bekaretini vermemekte direten kız arkadaşımla tartışma halindeyiz. Tartışma çok alevleniyor ve ona ''Artık yeter, sana sahip olmak istiyorum!'' diye bağırıyorum. Bağırmamla birlikte de, o gün yediğim kuru fasulye etkisini gösteriyor ve gayet seslice gaz çıkartıyorum. Gazdan hemen sonra kız arkadaşım bana mağmalardan mağma beğendirecek bir cevap veriyor: ''Ulan sen daha kıçına sahip olamıyorsun, bana nasıl sahip olacaksın?''
--Erkek , 38 , İstanbul
Karımla alışveriş merkezinde dolaşırken birden önümüzden inanılmaz güzel bir kadın geçti. Nasıl oldu ben de anlamadım ama ilk defa bir kadına bu derece kilitlendim. Bu durumun farkında olan karımın şu sözleri ile kendime geldim. "Bakma faslın bittiyse kavgaya geçeceğim!"
--Erkek , 26 , Ankara
Ayakta sevişirken yoruldu ve yatağa uzandı, ''Ne o, yorulmuşa benziyorsun. Kontörün mü bitti yoksa?'' dedim şakayla karışık. ''Yok canım ne bitmesi. Benimki faturalı ama senin telefon çekmiyor galiba.'' dedi. Sustum, sustum, sustum...
--Erkek , 30 , İzmir
Nişanlıyken karımla iddiaya girmiştik. Evlendikten sonra ilk kim "Bu gece olmaz" derse tüm evliliğimiz boyunca ütüyü o yapacaktı. Centilmenliğimi göstermek için iddia sonuçlanana kadar ütüyü yapmayı kabul ettim. Altı senelik evliyiz, ütüyü hala ben yapıyorum. Bu güzel kadın ya bana gerçekten çok aşık ya da ütü yapmaktan hakikaten nefret ediyor.
--Kadın , 40 , Çanakkale
Ateşli bir gecenin sonunda omuzunda yatarken soruyorum "Beni seviyor musun?" diye. Magmalara gelesice kocamdan cevap geliyor. "Sevdik ya!"
--Erkek , 28 , İstanbul
Hani benim gönlüm sarhoştu yıldızların altında? Hani sevişmek ahh ne hoştu yıldızların altında? Şarkıda kimse polisten bahsetmemişti...
--Kadın , 29 , İstanbul
Komşularımızdan, sık sık görüştüğümüz bir teyze annemin samimiyetine güvenmiş olacak ki bir gün anneme bir derdini açmak ve onun fikrini almak istediğini söyledi. Annem kabul edince de anlatmaya başladı. Efendim teyzemizin kocası kendisi ile hiç ilgilenmiyor ve yatakta da kendisini çok ihmal ediyormuş. Haftalarca kocasının kendisine dokunmadığını gören teyzemiz de amcamızı ikna etmek için, televizyonda gördüğü striptiz olayını bir denemek istemiş. Ama amca oralı bile olmamış.. Annem bu noktada soruyor. "Nasıl yaptın ki striptizi, yanlış bir şey mi yaptın acaba?" Teyzem anlatmaya başlıyor: "Yoo, her şeyi sırasıyla çıkardım. Önce hırkamı çıkardım, sonra yeleğimi, kazağımı, içliğimi. Daha eteğime gelmemiştim ki bir baktım be nim bey uyumuş. Sanırım başkası var." Teyze bence senin üzerinde fazla kıyafet var, tek sorun bu!
--Erkek , 25 , İstanbul
Ülkemizde kişi başı milli gelir 10.000$'a yaklaşmış. Benim cebimde 10 YTL var. Kim hakkımı yiyorsa haram olsun!
--Erkek , 29 , Ankara
Aile eşrafının bahçede oturup sohbet ettiği esnada, başını yere koymuş, poposunu havaya kaldırmış köpeğimizi görünce "Aa bak, senin en sevdiğin pozisyon!" dedin ya; artık bilmiyorum, nasıl bakacağız onca insanın yüzüne!
--Kadın , 34 , İstanbul
Dün haberlerde çıkan tekstil sektörünün krize girmesine kocamın yorumu: "Bak bir aydır alışveriş yapmıyorsun, tekstil krize girmiş!"
--Kadın , 34 , İstanbul
"Seviyor musun?" dedim, "Seviyorum." dedi. "Ne kadar?" dedim, "Çok." dedi. "Ne kadar çok?" dedim. "Her akşam eve gelip dırdırını çekecek kadar çok..." dedi. Sustum...
-- Kadın , 21 , İstanbul
Ateşli bir ön sevişmenin ortasında kendini geri çekip 'Fragman buraya kadar, filmin devamı için nikah sonrasını bekleyiniz.' diyen bana bir alkış yok mu acaba?
--Kadın , 26 , Sinop
Duştayım. Birden elektrikler kesiliyor. Hemen kapıyı açıp anneme bağırıyorum. "Anneee, konuş benimle; korkuyorum!" Annem başlıyor konuşmaya. "Bu gece de rüyamda dedeni gördüm. Mezarının başına gitmişim, 'Baba ben geldim; kalk!' diyorum; o da mezardan çıkıyor; başlıyoruz konuşmaya..." Ben korkudan ağlamaya başlıyorum; annem gülmekten çatlıyor.
--Kadın , 23 , Ankara
Eski erkek arkadaşımla kahvaltı ediyoruz. Onda kalan ve hatıra olarak sakladığı küpeleri isteyip istemediğimi soruyor, "Gerek yok." diyorum. Bunun üstüne bana dönüp bilmiş bilmiş "Vermeyecektim de nezaketen sordum." diyor. Aradan 10 dakika geçiyor, bu sefer ben ona sokuluyorum ve gözlerinin içine bakarak en seksi sesimle "Beni ister miydin?" diyorum. Gözleri parlıyor ve, "Tabii ki, evet." diyor. Bunun üstüne ben önüme dönüyorum ve "Vermeyecektim de nezaketen sordum." diyorum. İntikam biz kadınları gerçekten güzelleştiriyor.
--Kadın , 26 , Ankara
Şiddetli kavgamız sırasında "Gidiyorum ben, bitti!" dediğimde "Dönerken mutfaktan su getir, sana laf anlatacağım diye boğazım kurudu!" diyen kocamı huzurlarınızda yılın kozalağı seçiyorum.
--Erkek , 37 , İstanbul
Bir alkış da Sema ismindeki sevgilisine doğum gününde ''Semaver'' hediye eden arkadaşıma gelsin lütfen.
--Kadın , 22 , Ankara
Yolda yürürken güneş gözlüklü, kulaklıklı bit tipin bana baktığını fark ettim. Tam yanından geçerken "Gözlük var diye baktığını fark etmediğimi mi sanıyorsun?" dedim. Gülerek "Kulaklık var diye duymadığımı mı sanıyorsun?" dedi. Herkes hazır cevap olmuş canım...
--Kadın , 25 , İstanbul
Otobüse bindim, her yer dolu, arkaya doğru ilerledim, bir koltuktan tutundum, ayakta duruyorum. Hemen önümde oturan, 20'li yaşlara yaklaşmakta olduğunu tahmin ettiğim genç "Oturmaz mısınız?" dedi, hani kalkayım da oturun anlamında, "Gerek yok, teşekkür ederim, böyle iyi." dedim. Kalktı ve "Buyrun, oturun." dedi, "Teşekkürler, iyi böyle." dedim, "Huysuzluk etme, otur dedik, otur işte!" dedi, ne yapayım, oturdum ben de.
--Kadın , 28 , İzmir
Hamile olan sevgili sarışın kuzenim, gebelikle ilgili okuduğun; "Bebekler zekalarının %80'ini anneden alıyorlar." makalesinden sonra panikle bana dönüp; "Ay inanmıyorum. Bana ne kalacak o zaman?" diye sorduğunda sana; "Üzülme öyle bile olsa senin kaybedeceğin bir şey yok!" diyemedim ya! Lanet olsun içimdeki insan sevgisine!
--Erkek , 28 , İstanbul
Sıkış tepiş halk otobüsünde ayaktayım. Arkalardan bir ses duyuyorum. "Biraz uzak durur musunuz beyefendi!" Kafalar o yöne çeviriliyor, adam cevap veriyor. "Saçmalamayın hanımefendi, aramızda 5 metre var!" Kadın bombayı patlatıyor: "Ama hissettim onu!"
--Erkek , 23 , Antalya
Bir alkış da sınava giderken, 1 GB'lık flash disc'e Kur-an'ı Kerim ve dualar atan, sonra da boynuna asan ve cevşen niyetine kullanan kardeşime gelsin.
--Kadın , 33 , Yurtdışı
Kocasının erken boşalma sorununu, ''Bu çocuk 15 saniyede oldu!'' diyerek anlatan bir arkadaşa sahibim.
--Kadın , 31 , İstanbul
Haftasonu babasıyla gezmek için süslenmeyi abartan oğluma "Oğlum çapkınlık mı yapacaksınız?" diye sordum. Oğlum tüm sempatikliğiyle cevap verdi; "Evet anne, babam da bakıyor kızlara ben de. Ama senin kadar güzelini görmedik!"
Blog Widget by LinkWithin