Google

4 Haziran 2009 Perşembe

papi papi çülo

İlgili aramalar: amatör - papi papi çülo -  patricio -  papi -  chulo

gözleri görmeyen mardinli saadettin'in diye geçiyor internette ama güzel olmuş bence, hem güzel hem komik...

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Hadigari Cumhur

Hadigari Cumhur




İzlenesi bir film olmuştur inşallah memleketimin filmi en kısa zamanda izlerim artık. Filmin konusu:
Hadi Gari Cumhur
Hikayenin geçtiği Bodrum yöresinde tek geçim kaynağı olduğu için, zeytinlik ve portakal bahçelerini erkek çocuklarına, bataklık olduğu ve işe yaramadığı ve mal bölünmemesi içinde deniz kenarlarını kız çocuklarına devir ederlerdi.
Seksenli yıllardan sonra yörede patlayan turizm, kız çocukları ile evlenen damatların kaderini değiştirdi.
Haliyle kayınbiraderlerininde.!!!
İngiliz, İskandinav ve Alman turizm acentaları ile anlaşan damatlar, işe yaramaz diye bırakılan eşlerine ait denize sıfır arazileri Beş yıldızlı otellerle donattılar.
Kayınbiraderlerin tek varlığı narenciye bahçeleri ve bahçe içindeki evden bozma pansiyondur.
Küçük pansiyonları yörenin dokusu itibari ile çok otantik bulunmakta ve yeterli kazanç getirmekte olduğu halde kayınbiraderlerin gözü hep abla ve eniştelerinin otellerindedir. Kayınbiraderler kanunen ortak oldukları arazi üstüne yapılmış oteli ele geçirmek için olmadık yollara baş vururlar.
Kahramanımız Cumhur, ablasına bırakılan araziyi eline geçirmeyi namus davasından farksız görmektedir.
Bodrum un en işlek caddesinde, babadan kalma küçücük dükkanında, gene babadan kalma berberlik mesleği ile uğraşmaktadır. Bankalar bu işlek caddeki bu küçük dükkanı çok iyi fiyatla kiralayıp bankamatik yapmak isterler. Kuyumcular, döviz büroları, turizm şirketleri ofis ve dükkan olarak kiralamak isterler ve çok iyi tekliflerde bulunurlar.
Cumhur un derdi , bir otele ve otel içindeki turist kadınlara sahip olmaktır.
Bunun içinde küçücük dükkanının çok değerli olduğunu düşünür ve çok yüksek fiyata satmak ister. Çünkü dükkanını satarak alacağı arazi ile bir otel sahibi olacağına inanmaktadır.Almak istediği arazi ablasının ve eniştesinin arazsinin hemen yanındaki boş arazidir. Cumhurun planı şudur; Dükkanını satacak ve araziyi satın alıp üstüne otel yapıp eniştesi ve ablasına rakip olup, onların işini bozup belkide tekrardan malına sahip olacaktır.
Cumhur un evden bozma pansiyonunda kalan Nejat ruh hastasıdır. İstanbul da yaşadığı hergüne lanet eden Nejat ilk karısından ayrılmış ikinci eşi ile Bodrum a yerleşerek Bodrum da hediyelik eşya dükkanı açarak Bodrum da yaşamak ister. Mazeretide Büyük şehirlerde yaşamak artık ölümdür.
Yediği herşeyde hormon olduğundan, trafiğin çözülemiyecek safhaya geldiğinden, insanların yozlaşmasından devamlı şikayet etmekte, sahil kasabalarında yaşamın mükemmel olduğunu düşünmekte, küçük yerlerde hiçbir sorun olmadığını iddia etmektedir.
Paraya, kadına, kıza çok düşkün olan Cumhur ablası ve eniştesine huzursuzluk vermek için her türlü yolu dener. Eniştesi Ethem in otelinin su kuyusuna sabote etmekten, otelde kalan müşterileri otele yaptığı ani baskınlarla korkutmaya kadar her saçmalığı deneyerek kendini rahatlatmaktadır. Çünkü yapabileceği başka hiçbir şey yoktur.
Eniştesi ve ablası Bodrum un en saygın işletmecileridir. Başarılı ve düzenli hayatları sadece çalışmak ile geçer. Eniştesi ve ablasının bu düzenli hayatları ve maddi güçleri kahramanımız Cumhur un neredeyse hayat garantisidir. Eniştesi Ethem in belediyeden, askeriyeye kadar saygı görmesi Cumhur unda herkes tarafından idare edilmesi demektir. Yaşadığı yöredeki polis, maliye, zabıta Cumhur a, eniştesinin hatırı için resmen torpil geçer, kayırır. Bütün bunlardan habersiz ve inatçı Cumhur, düzensiz hayatına devamlı şahit ve ortak arar.
Entel bozması hippi Nejat, Cumhur a destek vererek enişte Ethem in adını ve tesisini asılsız uyuşturucu komplosuna alet eder. Basınıda araya sokarak ülke çapında duyulacak rezaleti planlar ve uygular. Gazete ve televizyonlarda demeçler veren hastalıklı Nejat ve ne yaptığını bilmeyen Cumhur kendilerince dere beyi diye adlandırdıkları eniştenin otelini sezonun tam başında mühürlettirirler. Onlara göre ortada haksızlık vardır. Enişte, hem Cumhur un ablasını kandırmış malına el koymuş hemde uyuşturucu işi yapmaktadır. Çıkardıkları rezalet ile popüler olan Nejat ve Cumhur zafer sarhoşluğu içinde dahada sapıtacaklardır. Cumhur bu popülerlik sayesinde İzmir den gelen dansöz Okşan aşık olacak karısını bile boşamak isteyecektir.

12 Mayıs 2009 Salı

Çinli bilginlerin mutluluk icin 5 önerisi

Çinli bilginlerin mutluluk icin KADINLARA 5 önerisi:
1- Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamandada iyi bir işi olan ERKEK bulman önemlidir
2- Esprili, nuktedan ve seni güldürmesini bilen bir ERKEK bulman önemlidir.
3- Kendisine güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir ERKEKbulman önemlidir.
4- Yatakta iyi olan ve seninle aşk yapmayı seven bir ERKEK bulman önemlidir.
5- Bu dört özelliği tek ERKEKTE bulamayacağın için varmış gibi davranman çok önemlidir.

Çinli bilginlerin mutluluk icin ERKEKLERE 5 önerisi:
1- Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamanda da iyi bir işi olan kadın bulman önemlidir.
2- Esprili, nuktedan ve seni güldürmesini bilen bir kadın bulman önemlidir.
3- Kendisine güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir kadın bulman önemlidir.
4- Yatakta iyi olan ve seninle aşk yapmayı seven bir kadın bulman önemlidir.
5- Bu dört kadinin birbirlerini tanımamaları çok önemlidir. :)))

7 Mart 2009 Cumartesi

Karaova - Mumcular


Memleketim Karaova, Mumculardan bir görünüm...

3 Mart 2009 Salı

Bir Gün Baksam ki Gelmişsin

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar. . .

Yavuz Bülent Bakiler

2 Mart 2009 Pazartesi

Yine Temel...:))))

Fadimenin Kedisi
Temel, Fadime'nin kedisinden nefret etmektedir. Birgün kararını verir ve Fadime evde yokken kediyi yakalayıp, arabasına koyar. 1-2 kilometre kadar ileride, bir köprünün yanına bırakıp evine döner. Kapıyı açıp eve döndüğünde bir de bakar ki, kedi sepetinde oturuyor. Ertesi gün, Fadime'nin evden çıkmasını bekleyip, kediyi yine arabaya atar. Bu kez 5-6 kilometre ötedeki bir kasabada, bir çöp konteynerinin içine bırakır. Eve döner, kapıyı açar, kedi yine baş köşeye kurulmuş, Temel'e kötü kötü bakıyor... Ertesi gün işi iyice inada bindirir, kediyi yakaldığı gibi 10-15 kilometre direksiyon sallar, bulduğu her tali yola girer, kedi yönünü kaybetsin diye çeşitli şaşırtmaca yollara girer, daireler çizer. Sonunda yaptığı işten iyice emin olunca, arabayı durdurur ve kediyi bırakır. Arabasına atlayıp, evinin yolunu tutar. Saatler sonra Temel, Fadime'ye telefon açar;
- Uy Fadime, kedi yaninda mi?
- Evde, niye soriysun da?
- O ib.....'yi ver telefona, Kayboldum

Kaynak e-mail Ö.Özbay

Temel'den kurtuluş yok!

Temel İtalya'da Fiat fabrikasında çalışan bir işçi... Dönemin Sovyet lideri Krusçev resmi bir ziyaret için İtalya'ya gelmiş. Programda Fiat tesisleri de var.
Fabrikanın tezgâhları arasında dolaşırken Temel'e rastlamış. Herkesin gözü önünde ''Vay Temel...'' diye sarılıp kucaklaşmış. Orada ayaküstü sohbet etmişler.
Tüm protokol bu dostluktan şaşkın... Konuk gittikten sonra patron Temel'i çağırıp, Krusçev'i nereden tanıdığını sormuş. Temel 'Hiiç' demiş. ''Ben eskiden komünisttim... 1 Mayıs kutlamaları için parti beni Moskova'ya göndermişti. Orada tanışmıştım.''
Olay unutulmuş.. Üç beş ay sonra bu kez Amerika başkanı Nixon gelmiş İtalya'ya. Yine aynı program ve fabrika ziyareti. Tezgahların arasında ''Vay Temel.Vay Nixon.'' muhabbeti... İyice meraklanan patron ziyaretten sonra Temel'i yine çağırtmış. Soru da cevap da aynı; ''Bir ara Amerika'ya göç etmeye kalkıştım. New York'ta başım polisle belaya girdi. Bu Nixon o zaman çiçeği burnunda bir avukattı. Beni o savunmuştu..''
Olay bu kadarla kalsa iyi. İki ay sonra Fransa başkanı De Gaulle ziyaretinde de aynı manzara yaşanınca Patron Agnelli derin bunalımlara girmiş. Kendisini tanıyan yok. Yanında çalışan Temel'in uluslararası çevresi var.
-De Gaulle'ü nereden tanıyorsun?
-Nazilere karşı Paris'te yeraltı savaşı yapıyorduk... Özel kuryesiydim.
-Sen herkesi tanır mısın?
-Evet, hemen hemen... Patron iyice hırslanmış.
-Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin.
Temel gülmüş. ''Tabii. Yakın arkadaşımdır.''
Çıldırma noktasına gelen Agnelli haykırmış :
-İspatla... İspatlayamazsan kovarım...
Temel : -Tamam, bu pazar ayininde Vatikan meydanında olun. Papa balkondan halkı takdis ederken ben yanında olacağım.
Patron pazar'ı iple çekmiş. Vatikan'da Papayı bekleyen kalabalığın arasına karışıp beklemeye başlamış. Bir süre sonra Papa balkona çıkmış. Yanında Temel... Kalabalığa bakıp, patronunu bulmaya çalışıyor. O sırada bir kargaşa olmuş. Biri bayılmış.
Temel bayılanın kendi patronu olduğunu görünce Papaya ''Bana müsaade' deyip meydana koşmuş. Agnelli yerde yatıyor. Bir iki kişi de ayıltmaya çalışıyor.
Temel çevresindekilere, ''Bu benim patronumdur; ne oldu?'' diye sorunca biri cevap vermiş : - Siz Papa ile balkona çıktığınızda bunun önünde iki Japon turist vardı. Japonlardan biri senin patronuna dönüp, 'Şu sağdaki bizim Temel, ama yanındaki kim?' diye sorunca seninki düşüp bayıldı.

Kaynak e-mail N.Kibar

Bu Saati Görmelisiniz....

İlginç bir saat, görmek için TIKLAYINIZ....
Blog Widget by LinkWithin